DOLAR YÜKSELİRSE İHRACAT ARTAR MI, ARTARSA NE KADAR ARTAR ?

“Tartışmasız doğru” lar daima büyük aşamaların (breakthrough) anahtarı olmuştur.

Newton Fiziği uzun yıllar tartışmasız doğru varsayılmış, neden sonra doğru olmadığı anlaşılmış ve “Görelik Kuramı” böylece ortaya çıkmıştır.

İşlerin olabildiğince parçalanması ve her parça üzerinde olabildiğince uzmanlaşılması da yönetim bilimin “tartışmasız doğrusu” olarak kabul edilmiş ve sonunda onun da doğru olmadığı anlaşılıp bugünün Toplam Kalite, Reengineering gibi kavramlarına varılmıştır.

Bir yerli paranın değerinin düşürülüp ihracatın teşviki de günümüzün “tartışmasız doğru”larından birisidir. 1 dolar 10.000TL iken ihraç edilemeyen 50.000TL yani 5 dolar değerinde bir tişört, dolar 20.000TL ‘na çıkınca 2.5 dolara düşecek ve bu defa ihraç edilebilir hale gelecektir. Tabii ki bu, TL kullananların fakirleşmesi anlamına gelecektir ama ihracat da artacaktır. Bu bir, “tartışmasız doğru”dur.

Acaba gerçekten de öyle mi dir?

Tanesi $5 olduğunda, Taiwan’da üretilen $4 tişörtlerle rekabet edemeyen tişörtler, doların devalüe edilmesi durumunda $2,5’a düşmekte ve Taiwan’a karşı bir üstünlük elde edilmektedir.

Burada birkaç varsayım vardır: Birincisi, Taiwan’lı üreticilerin fiyatlarının esnekliğinin olmadığı, Taiwan’lıların fakirleşmenin alt sınırına gelip dayandıklarıdır.

İkinci varsayım ise, Taiwan’lıların fiyatlarını $2,5 ‘ın altına düşürmelerini sağlıyabilecek yeni geliştirmeler (innovation) yapamayacaklarıdır.

Üçüncü varsayım, Taiwan hükümetinin ekonomik gücünün, belirli bir süre -Türk üreticiler pes edene kadar- gizli ya da açık desteklerle $2.5’ın altına inmeyi finanse edemeyeceğidir.

Dördüncü varsayım ise, Türkiye ekonomisinin, Dünyadaki tüm rakiplerin ekonomilerinin gücünün toplamından daha güçlü olduğu ve bu rekabet savaşını direnerek kazanabileceğidir.

Hemen görülebileceği gibi, ayrıntılarına inilmeden “tartışmasız doğru” kabul edilen bir varsayım, ayrıntılara bakıldığında hiç de öyle değildir.

1980’den sonra dış pazarlara açılan Türkiye’nin ihracatını beş’e katladığı doğrudur. Hatta o açılmaya paralel olarak iç pazardan çekilip ucuzlatılarak (devalüasyonla) dış pazara satılan malların yerine gerçek rekabet gücü olan üretim teşvik edilebilseydi bu gün ihracatımız hala artmaya devam da edecekti.

Ama bu yapılamadığı için bu defa iç pazarda fiyatlar ve ona paralel olarak ücretler artmış (yüksek enflasyon) ve ürünlerin rekabet gücü azalmıştır.

Devalüasyon, kısa dönemde rekabet gücünü artırmakta ama geçek rekabet gücü olan yani teknoloji üretimine dayalı olan üretimle desteklenmeyince ihracat artışı durmakta, ithalat ise aynı hızda azalmadığından bu defa dış ödemeler dengesi bozulmaktadır.

Bu yanlış hesabın nedeni, geçek rekabet gücü olan üretimin ne demek olduğunun bilinmeyişi, anlaşılmaya çalışılmayışı, parasal araçlarla oynayarak ekonomik gelişmenin gerçekleşebileceğinin sanılmasıdır.

“Türk ekonomisinin sorunu üretim değildir!” teşhisinin nasıl bir saatli bomba olduğunu bilmem görebiliyor musunuz?

Yorum Gönder